Search

İş Mülakatlarında Mutlaka Sorulması Gereken Bir Soru: "Sizce Hayatın Anlamı Nedir?"

Updated: Aug 15, 2020

Çoğumuz gerek kendi kendimize, gerekse yakınımızdaki dostlarımıza hayatın her geçen gün ne kadar anlamsızlaştığından ya da o anlamı bir türlü yakalayamadığımızdan şikayet etmez miyiz? Genellikle bu sohbetlerimize eşlik eden kelime "hele" kelimesidir.


- Hele şimdi bir beklesin...

- Hele bir emekli olayım da...


Sürekli bir bekleme durumuna almışızdır kendimizi de bizim bile bundan haberimiz yoktur! Halbuki eski komşumuz Ahmet Bey yapmakta olduğu danışmanlık işlerini evinden serbest çalışarak yürütmeye başlamıştır ve son derece mutludur... Eski iş arkadaşımız Mert, haftada 3 gün çalışarak eskisinden çok daha fazla para kazanmaktadır... Kuzenimiz Tuğba kendi ördüğü atkı, bere ve eldivenleri internet sitesi üzerinden satarak eskisinden çok daha verimli ve mutlu hissetmektedir kendisini...


Gerek işimizde gerek özel yaşamımızdaki mutsuzluk ve tatminsizlik duygusunun en temel sebeplerinden biridir hayatın anlamına vâkıf olamamak. Kendi içimize dönüp bakmak yerine başka insanlardan medet umar ya da farklı farklı yerlerde ararız o gerçek mutluluğu. Halbuki kaynak bellidir!


Hayatın anlamına ermek için çeşitli yöntemler var elbette. Kimi tasavvufla ilgilenir, kimi sanatın herhangi bir dalıyla uğraşır. Ama önce bir durup düşünmek gerek... Birimizin anlamlandırdığı bir yaşam şekli diğerimiz için hiçbir anlam ifade etmiyor olabilir! O halde şu soruyu kendi kendimize sormakta yarar var:

Ben bu hayatta her şeyi doğru yapıyor muyum?

Eğer hâlâ "hayatta bundan daha iyi ve daha farklı yapmak istediğim şeyler var" diyorsanız, işinizde ne kadar uzman olursanız olun, ne kadar başarıya imza atmış olursanız olun, bunlar hayatta her şeyi doğru yaptığınızı göstermeye yetmez. Yaptığınız her ne ise öncelikle bununla ilgili yüce bir duyguya sahip olmanız eşyanın tabiatı gereğidir.


Peki, sizin en yüce duygunuz hangisi?


Efendim ben işimi seviyorum! E, harika bir şey bu... Çünkü işin içine sevgi girdiğinde zaten tek başına yüce bir duygu... Peki bu sevgiyi tanımladınız mı? Mesela hayatta sizin için en büyük anlam ifade eden sevgi türü nedir? Örneğin "vatan sevgisi" dediğimizde daha büyük ölçekte düşünmüş ve o yalın duygumuza daha da üstün bir anlam katmış oluruz.


Yüce Duygu ve Ulvi Amaç...


Böylesine büyük bir anlam katmayı başardığınız o yüce duygunuzu ulvi bir amaçla onurlandırdığınızda ne olur, hiç düşündünüz mü?


Yüce duygunuz ulvi amaca dönüştüğünde hayat görüşünüzü, varoluş amacınızı dillendirmenize yardımcı oluyor. Bizim için hayattaki en önemli, en değerli şey, tutkumuz, en büyük neşe kaynağımız, iç ateşimiz… Yani "vizyonumuz!


Anlatmaya çalıştıklarımın daha iyi anlaşılması için sizlere kendimden bir örnek vermek istiyorum... Mesela benim kişisel vizyonum şöyle:

Bütünsel kaliteye ulaşmanın yolu eğitimden geçer. Yüksek standartlarda ve hayat boyu öğrenme ciddi bir gerekliliktir çünkü bir toplumda eğitim düzeyi ne kadar gelişmiş olursa, o toplumda insan odaklı ve insanlığa yararlı politikaların üretilmesi de o nispette mümkün olur. Bu, tek bir insanla başlayıp dünyaya yayılacak olan, insanlık adına bütünsel bir faydadır. Ulvi amacım, öncelikle kendi ülkemizdeki insanların eğitim seviyelerinin yükselmesine katkı sağlamaktır. Böylece zaman içinde uzmanlaşan kişileri ortak bir amaç etrafında tek yürek haline getirerek düşünce ve eylemlerinin amaca uygun, sağlıklı ve tutarlı bir çizgide ortaya çıkmasına yardımcı olmaktır.

Bu, benim oluşturmuş olduğum gerçek benliğim, yani kişiliğimle son derece tutarlı bir vizyon, çünkü kendimi bunları yaparken düşündüğümde bile mutlu oluyorum. O zaman... Zihninde böylesine büyük bir resmi taşıyan, o resmi hayatının olmazsa olmaz bir parçası haline getiren biri neler yapar?


İnsanların hayatlarına dokunarak yaşamlarına özel bir anlam katmalarına yardımcı olur... Bunu yaparken onları eğlendirerek esin kaynağı olur, motivasyon sağlar, iç ateşlerini harlar ve harekete geçirir... Herkesin öz farkındalığını artırmasına yardımcı olarak insanların kendilerini keşfetmesini sağlar... Bu şekilde onların daha bilinçli seçimler yapmalarına yardımcı olur… Hedeflerini gerçekleştirmek için, sahip olmaktan büyük mutluluk duyduğu farklı şapkaları, yani sahip olduğu tüm nitelikleri, bilgi ve tecrübeleri yaşamın tüm evrelerinde tüm insanlığın yararına kullanır... Aynı vizyonu ve misyonu taşıyan kişi ve gruplarla sık sık bir araya gelerek “daha iyisini nasıl yaparım” konulu istişarelerde bulunur…


İşte bunun adı da misyondur. Bütün bunlar benim kendi kişisel vizyonuma ulaşmamı sağlayacak eylem planım... Yani misyonum... Yani hayattaki en önemli ve en gerçek görevim...


Görüldüğü gibi, vizyon büyük bir resmi tarif ediyor ve o resimde bütünü ilgilendiren yüce bir duygu, önemli bir amaç ve hedef bulunuyor. Vizyonun nasıl gerçekleştirileceği de misyon beyanıyla belirlenmiş. O halde tekrar başa dönüp nasıl bir insan olduğumuzu, kişiliğimizi gözden geçirerek tutarlılık açısından son kontrollerimizi yapmış oluruz... Tutarlılık çok önemli bir konu, çünkü tutarlı olmadığımızda kendimizi kandırmış oluruz ve başta ifade ettiğim gibi, "hayatımda sürekli eksik olan bir şeyler var" duygusuna kapılırız. Şimdi eğer gerçekten de aşağıdaki gibi bir kişilik yapısına sahipsem ve bunlara hayatımdaki birer değer olarak sahip çıkıyorsam tutarlılık adına iyi bir iş yapmışım demektir...


Örneğin:

  • ​Öz saygı (açıklık, dürüstlük, güvenilirlik, alçak gönüllülük, kişisel bütünlük)

  • İnsanlara saygı (sosyalleşme yetisi, eşitlik, empati, ihtiyaçlara önem vermek, yardımseverlik)

  • Çalışkanlık (yaratıcılık, basitlik, hareketlilik ve verimlilik, beceriklilik, merak, ölçülebilirlik, kıyaslanabilirlik, yüksek performans, takipçilik)

  • Sorumluluk (sahiplik duygusu, dakiklik, süreklilik, elverişlilik, tutumluluk, tatmin odaklılık)

  • Psikolojik zenginlik (motivasyon sağlayan, esin veren, başlatıcı, zorlayıcı, rasyonel ve duygusal denge sahibi, sistemik perspektif sahibi, duyarlılık)

Bunlar da değerler adına size kendi yaşamımdan verebileceğim örnekler. Siz de kendinize öncelikle şu soruyu sorun: "Ben nasıl bir insanım? Ve nasıl bir insan olmak istiyorum?"


Peki, bütün bunları neden sizlerle paylaştım?


Beni tanıyanlar için anlaması biraz daha kolay, zira belirlemiş olduğum kişisel vizyon, misyon ve değerlerim benim gerçek kişiliğimi yansıtıyor. Yani bunun anlamı; yaptığım işe hayat görüşümü yerleştiriyorum ve bu yüzden de yaptığım işle kişiliğim tutarlı bir uyum içinde...


Özetle; bırakın komşunuz Ahmet'i, ya da eski iş arkadaşınız adı her ne idiyse... Kendi hayatınız sadece size ait ve onu yönetecek olan tek kişi var, o da sizsiniz. Hayat bir bütün... İş hayatı ve özel hayat şeklinde bir ayrım olmaz. "İşimde mutluyum ama eşimle çok iyi bir evliliğimiz var!" Arkadaş, gece yastığa başını koyduğunda eşini değil de işini düşünüyorsan demek ki burada bir sorun var! Kandırma kendini...

Uzun lafın kısası şu değerli takipçilerim:

Her ne yapıyorsanız ona anlam katın... Anlam katmak için iç ateşinizi, yani sizi en çok mutlu eden şeyi hissedin... Ve iş seçimiz de ona göre olsun... Değişmekten ve değiştirmekten korkmayın...

Her şey gönlünüzce olsun...

Saygılarımla,

Sadun Okyaltırık

58 views0 comments

Recent Posts

See All